BALE

BALELERİ

 

  

UÇARCASINA, bale, 2 perde

Uçarcasına* ile, Cumhuriyet'in 75. yıldönümünde Türk bestecilerinin eserlerinden bir seçkiyle**, konulu ve çağdaş bir Türk balesi gerçekleştirilmesi amaçlandı.

Balenin öyküsü, taşradan büyük kentte göçen bir ailenin biricik kızının yaşamından kesitlerle, Cumhuriyetin 75 yılının soyut anlatımından oluşuyor. İki perdede toplam 7 tablodan oluşan öykü, genç Cumhuriyette kent yaşamının ve ekonominin canlanmasını, toplumsal dayanışmayı, değişik yerel kültürlerden gelen insanların büyük kentte kaynaşmasını simgesel olarak anlatıyor. Bu hem bir aşk, hem de toplumsal gelişme ve çalkantıların öyküsü. 75 yıllık süreç içinde özellikle 1968 sonrası beliren ve ne yazık ki günümüze kadar sürüp gelen istikrarsızlık ortamında, değişik nedenlerle yaşanan gerginlik, sokak çatışmaları ve teröre de, izleyiciler simgesel biçimde tanık oluyorlar.

Yazar, öykünün yazımı ile müziklerin seçimini bir arada yürüttü. Bestecilerimizin Anadolu folklorundan hareketle yazdığı, Türk renkleri hemen algılanabilen parçalarıyla birlikte, modern müziğin ve yaşadığımız yüzyılın özelliklerini taşıyan az seslendirilmiş eserleri de özellikle seçti. Tabii, müziklerin öyküye uygunluğuna ve koreografın özgür yaratımına olanak verecek özellikler taşımasına da özen gösterdi.

Koreografiyi, bütün bir yaz mevsimini, her yerde kulaklıkla müzikleri dinleyip kafasında dansları kurarak, stüdyoda deneyerek geçiren, yetenekli koreograf Uğur Seyrek hazırladı. 20 yıl Almanya’da Stutgart Balesi’nde çalışan Uğur Seyrek, realize edilen dekor ve kostümleri de tasarladı. Seyrek’in klasikle moderni, ilginç simgesel efektlerle bağdaştırdığı akıcı koreografisi ve Ankara Devlet Balesi’nin genç kadrosunun dinamizmiyle Uçarcasına'nın dünya prömiyeri 29 Ekim 1998 gecesi Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, 75. Yıl törenlerine davetli yabancı devlet adamlarının da hazır bulunduğu seçkin bir kitle önünde gerçekleşti. Halen Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nün bale dağarı içinde, yeniden sahnelenmeyi bekliyor.

(*) Uçmak, Türkçe’de çok değişik anlamlarda kullanılabilen bir fiildir.

Uçarcasına adı, 75 yılın hızla akıp gidişini, özlenen mutluluğu ve bale sanatının görsel zerafetini yansıtmak amacıyla konulmuştur.

(**) Türk bestecileri: A.Adnan Saygun, U.Cemal Erkin, C.Reşit Rey, F. Tüzün, M. Sun, T. Erdener, K. İnce

 

 

 

MEVLANA'NIN ÇAĞRISI

Bale / 1 Perde

Mevlana’yı konu alan tümüyle özgün ilk Türk balesi olan ÇAĞRI'nın dünya prömiyeri,
 20 Mart 2008'de Mersin’de yapıldı. ÇAĞRI’nın müziklerini, Şefik Kahramankaptan’ın librettosu ve Mehmet Balkan’ın 
koreografik planına göre, “Senfonik New Age”in önemli bestecisi Can Atilla yazdı…Mersin'de 5 temsil yapan ÇAĞRI, 2010'dan itibaren Samsun Devlet Opera ve Balesi'nce sergilenmeye başlandı. Adı, yaratıcı kadronun onayıyla "Mevlana'nın Çağrısı" olarak vurgulandı. Tümüyle tarihsel olaylara dayanmayıp, bale sanatının gerektirdiği kimi fantaziler ve sürprizlerle de renklendirilen yapıt, SDOB tarafından 2010 yılında Samsun sahnesinin yanısıra Tokat ve Çorum illerine düzenlenen turnelerde de sahnelendi.Yapıtın sahneye konulması Lale Balkan tarafından gerçekleştirilirken, sahne tasarımını Tayfun Çebi hazırladı, giysi tasarımını da Mersin'de Alev Tol, Samsun'da ise Funda Çebi hazırladı.Yapıt daha sonra Uluslararası Bodrum Festivali'nde, ardından Antalya DOB sahnesinde sergilendi. 2013-2014 sezonunda  İzmir DOB sahnesinde sergilenmesi sürdürülüyor.

Baleyi projelendiren librettist Şefik Kahramankaptan, Mevlana’nın yaşamından önemli kesitler, felsefesi ve evrenselleşmesinin tüm dünyada anlaşılabilir biçimde en iyi vücut diliyle sergilenebileceği düşüncesiyle bale sanatını tercih etti. ÇAĞRI balesinde, Mevlana Celaleddin Rûmî’nin evrensel bir kişiliğe dönüşümünde köşetaşı sayılabilecek olaylar, özgün müzik ve vücut dili kullanılarak anlatılıyor. Mevlana düşüncesinin toplumda kabul görmesi, Şe ms-i Tebrizî ile karşılaşma, semânın doğuşu, yaygınlaşarak bir rituel haline gelmesi, Şems’in kayboluşu, Mevlana’nın yedi öğüdü ve çağrısı, cenazesi, tek bölümden oluşan balenin önemli ögelerini oluşturuyor. Evrenin en temel hareketi olan ‘dönme’ özellikle vurgulanıyor, dünyamızın kendi etrafından dönüşüyle semâ arasındaki ilişki sergilenirken, yüzyıllar içinde Mevlana düşüncesi ve semânın tüm insanlığa mâloluşu simgeleniyor.
ÇAĞRI balesinin müzikleri, yerel ve evrensel ögelerin başarıyla kaynaştırıldığı çok geniş bir müzikal yelpazede programlandı. Eseri bestelerken 19. yüzyıl ” romantik bale müziği” formlarını ve armonilerini sıklıkla kullanan besteci Can Atilla, her bir kişilik, olay ve aksiyon sahnesi için yaklaşık 25 tema besteledi. Güçlü karakterlerin müzikal portrelerini, onların kişilik özellikleriyle bağdaştıran bir enstrumantasyon ve orkestrasyonla anlattı. Eserin yazımında avant-garde ve soyut atmosferleri müzikle yansıtmak için, zaman zaman atonal ve elektronik müziğe yöneldi. Koral bölümleriyle, ritüel çağrışımlarıyla, klasik anlatım diliyle, “ney”in kullanım tekniği ve elektronik vurmalı sazların senfonik orkestrayla birleştirilmesiyle ortaya bambaşka bir “sound” çıktı.

Dünyanın sayılı koreografları arasında yer alan ve 80′i aşkın yapıtı dünya sahnelerinde oynanan Mehmet Balkan ise, sıfırdan özgün bir sahne yapıtını canlandırıp ayağa kaldırarak izlenir hale getirdi. Dünyanın her sahnesinde yüz akıyla sergilenebilecek özgün ve çağdaş bir Türk balesini kurguladı. Çağrı her adımında librettist-koreograf-besteci üçlüsünün işbirliğiyle ortaya konulmuş ülkemizdeki ilk yapıt.

 

 

  

ASPENDOS, Yüzyılların Aşkı

Bale, 2 Perde

Roma döneminde yapılan, Selçuklu döneminde elden geçirilen, Cumhuriyet döneminde restore edilerek amacına uygun etkinliklere açılan Aspendos Açıkhava Tiyatrosu, dünyanın en iyi akustiğine sahip görkemli yapılarından biridir. Günümüzde Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali'ne evsahipliği yapan tiyatronun öyküsü bu balede müzik ve sahne diliyle ele alınmaktadır. 

“Aspendos-Yüzyılların Aşkı” balesinin dünya prömiyeri, 20. Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali kapsamında 5 Haziran akşamı Aspendos Antik Tiyatrosu’nda yapılmış,  600 dolayındaki izleyici tarafından uzun süre ayakta alkışlanmıştır.

Şefik Kahramankaptan'ın 2007 yılında projelendirip konusunu ve librettosunu yazarak Hasan Niyazi Tura'ya bestelettiği, DOBGM'nün bestecinin başvurusu üzerine kurulda inceleyerek kabul ettiği ve Antalya DOB tarafından sahnelenmesinin kararlaştırıldığı bale iki perdeden oluşmakta,  ara dâhil 1 saat 45 dakika sürmektedir.

Bale, dönemin yaşam tarzı i çinde, Aspendos kentindeki amfitiyatronun yapılış öyküsünü anlatmaktadır.  Aspendos şehrinin kralı Andromachos, güzelliği dillere destan olan kızı Belkıs ile ona aşık mimarlar Kesos ile Zenon arasındaki rekabet, Nugzar Magalashvili'nin koreografi ve rejisi, Gürcan Kubilay'ın sahne, Nursun Ünlü'nün giysi tasarımıyla izleyiciye sunulmaktadır.  Prömiyer temsilinde başlıca rolleri, Derya Tokgöz (Belkıs), Tolga Burçak (Zenon), Esra Taner (Kalia), Kürşat Kılıç (Kesos), Cenk Şahinalp (Kral) ve Devrim Saraçoğlu (Danışman) paylaştılar. Antalya DOB Orkestrası'nı şef Hakan Kalkan'ın yönettiği prömiyer temsilinde, üzerlerinde “Sanata Evet” yazılı beyaz tişörtler bulunan Antalya'da çalışan müzisyen, oyuncu ve opera şarkıcıları da, meslekdaşlarına yoğun sevgi gösterisinde bulundular.