• Karaözü'nün aydınlık insanları     Otyam ve Fazıl'ı nasıl kucakladı?

    Karaözü'nün aydınlık insanları Otyam ve Fazıl'ı nasıl kucakladı?

      Önce başlıkta sorunun yanıtını vereyim! Kayseri'ye 85 kilometre mesafedeki Karaözü Köyü'nün (şimdi Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesi üzerinden mahallesi olmuş!) aydınlık insanları, Fikret Otyam ve Fazıl Say'ı ayrı ayrı, davul-zurnayla karşıladı, coşkuyla, içtenlikle, sevgiyle bağrına bastı. Yazının Devamı

  • Son Carmen'de yeni bir yıldız...

    Son Carmen'de yeni bir yıldız...

    Carmen tüm mezzosopranoların gönlünde yatan, bu rolü oynayabilmek için gereğinde birbirleriyle yarıştıkları, nüfuz sahiplerini, lobileri araya koydukları bir roldür. Yeterli mezzo bulunamadığı zaman kimi dramatik sopranoların seslerini mezzoya zorlayarak söylediklerinin tanığı çoktur. Yazının Devamı

  • 23 Nisan temsilleri kimin talimatı?

    23 Nisan temsilleri kimin talimatı?

    Böyle bir soruyla karşılaşınca insan, aklına hemen Atatürk gelir. Bu bayramı ihdas eden, egemenlik kavramına ve çocuklara adayan Atatürk'tür. Devlet sanat kurumlarıyla, bir kısım özel eğitim kurumu da her 23 Nisan'da çocuklara özel programlar yaparlar. Ama bu yıl değişik bir “yorum” var!.. İstanbul'da özel bir anaokulunun (!) aklı baliğ olmamış, “sabi sübyan” minicik çocukları camiye namaz kılmaya götürdüğü gün, Kültür ve Turizm Bakanlığı da, ilginç bir açıklama yaptı. Bakın ne dedi? Yazının Devamı

  • Çello nasıl kemençe, kaval, kontrabas olur?

    Çello nasıl kemençe, kaval, kontrabas olur?

      Olur mu? Viyolonsel, kemençe, kaval, kontrabas, keman olur mu? Fazıl Say besteler, genç Dorukhan Doruk seslendirirse mükemmelen oluyor! Fazıl'ın “Dört Şehir” sonatında bunların tümünü duymak mümkün... Yazının Devamı

  • “El Sistema”nın çocukları Ankara'daydı...

    “El Sistema”nın çocukları Ankara'daydı...

    Yoksul teneke mahallerinin sokaklarda yalın ayak koşturan çocuklarını toplayıp eğiterek gayretli müzisyenlere dönüştüren Venezuella'daki “El Sistema” projesinin ürünlerinden biri olan Simon Bolivar Quartet 31. Uluslararası Ankara Müzik Festivali çerçevesinde dinleyicinin büyük beğenisini kazandı. Yazının Devamı

Anasayfa

Alt Kategoriler

Baleleri Feature

     UÇARCASINA, bale, 2 perde Uçarcasına* ile, Cumhuriyet'in 75. yıldönümünde Türk bestecilerinin eserlerinden bir seçkiyle**, konulu ve çağdaş bir Türk balesi gerçekleştirilmesi amaçlandı. Balenin öyküsü, taşradan büyük kentte göçen bir ailenin biricik kızının yaşamından kesitlerle, Cumhuriyetin 75 yılının soyut anlatımından oluşuyor. İki perdede toplam 7 tablodan oluşan öykü, genç Cumhuriyette kent yaşamının ve ekonominin canlanmasını, toplumsal dayanışmayı, değişik yerel kültürlerden gelen insanların büyük kentte kaynaşmasını simgesel olarak anlatıyor. Bu hem bir aşk, hem de toplumsal gelişme ve çalkantıların öyküsü. 75 yıllık süreç içinde özellikle 1968 sonrası beliren ve ne yazık ki günümüze kadar sürüp gelen istikrarsızlık ortamında, değişik nedenlerle yaşanan gerginlik, sokak çatışmaları ve teröre de, izleyiciler simgesel biçimde tanık oluyorlar. Yazar, öykünün yazımı ile müziklerin seçimini bir arada yürüttü. Bestecilerimizin Anadolu folklorundan hareketle yazdığı, Türk renkleri hemen algılanabilen parçalarıyla birlikte, modern müziğin ve yaşadığımız yüzyılın özelliklerini taşıyan az seslendirilmiş eserleri de özellikle seçti. Tabii, müziklerin öyküye uygunluğuna ve koreografın özgür yaratımına olanak verecek özellikler taşımasına da özen gösterdi. Koreografiyi, bütün bir yaz mevsimini, her yerde kulaklıkla müzikleri dinleyip kafasında dansları kurarak, stüdyoda deneyerek geçiren, yetenekli koreograf Uğur Seyrek hazırladı. 20 yıl Almanya’da Stutgart Balesi’nde çalışan Uğur Seyrek, realize edilen dekor ve kostümleri de tasarladı. Seyrek’in klasikle moderni, ilginç simgesel efektlerle bağdaştırdığı akıcı koreografisi ve Ankara Devlet Balesi’nin genç kadrosunun dinamizmiyle Uçarcasına'nın dünya prömiyeri 29 Ekim 1998 gecesi Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, 75. Yıl törenlerine davetli yabancı devlet adamlarının da hazır bulunduğu seçkin bir kitle önünde gerçekleşti. Halen Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nün bale dağarı içinde, yeniden sahnelenmeyi bekliyor. (*) Uçmak, Türkçe’de çok değişik anlamlarda kullanılabilen bir fiildir. Uçarcasına adı, 75 yılın hızla akıp gidişini, özlenen mutluluğu ve bale sanatının görsel zerafetini yansıtmak amacıyla konulmuştur. (**) Türk bestecileri: A.Adnan Saygun, U.Cemal Erkin, C.Reşit Rey, F. Tüzün, M. Sun, T. Erdener, K. İnce       MEVLANA'NIN ÇAĞRISI Bale / 1 Perde Mevlana’yı konu alan tümüyle özgün ilk Türk balesi olan ÇAĞRI'nın dünya prömiyeri,
 20 Mart 2008'de Mersin’de yapıldı. ÇAĞRI’nın müziklerini, Şefik Kahramankaptan’ın librettosu ve Mehmet Balkan’ın 
koreografik planına göre, “Senfonik New Age”in önemli bestecisi Can Atilla yazdı…Mersin'de 5 temsil yapan ÇAĞRI, 2010'dan itibaren Samsun Devlet Opera ve Balesi'nce sergilenmeye başlandı. Adı, yaratıcı kadronun onayıyla "Mevlana'nın Çağrısı" olarak vurgulandı. Tümüyle tarihsel olaylara dayanmayıp, bale sanatının gerektirdiği kimi fantaziler ve sürprizlerle de renklendirilen yapıt, SDOB tarafından 2010 yılında Samsun sahnesinin yanısıra Tokat ve Çorum illerine düzenlenen turnelerde de sahnelendi.Yapıtın sahneye konulması Lale Balkan tarafından gerçekleştirilirken, sahne tasarımını Tayfun Çebi hazırladı, giysi tasarımını da Mersin'de Alev Tol, Samsun'da ise Funda Çebi hazırladı.Yapıt daha sonra Uluslararası Bodrum Festivali'nde, ardından Antalya DOB sahnesinde sergilendi. 2013-2014 sezonunda  İzmir DOB sahnesinde sergilenmesi sürdürülüyor. Baleyi projelendiren librettist Şefik Kahramankaptan, Mevlana’nın yaşamından önemli kesitler, felsefesi ve evrenselleşmesinin tüm dünyada anlaşılabilir biçimde en iyi vücut diliyle sergilenebileceği düşüncesiyle bale sanatını tercih etti. ÇAĞRI balesinde, Mevlana Celaleddin Rûmî’nin evrensel bir kişiliğe dönüşümünde köşetaşı sayılabilecek olaylar, özgün müzik ve vücut dili kullanılarak anlatılıyor. Mevlana düşüncesinin toplumda kabul görmesi, Şe ms-i Tebrizî ile karşılaşma, semânın doğuşu, yaygınlaşarak bir rituel haline gelmesi, Şems’in kayboluşu, Mevlana’nın yedi öğüdü ve çağrısı, cenazesi, tek bölümden oluşan balenin önemli ögelerini oluşturuyor. Evrenin en temel hareketi olan ‘dönme’ özellikle vurgulanıyor, dünyamızın kendi etrafından dönüşüyle semâ arasındaki ilişki sergilenirken, yüzyıllar içinde Mevlana düşüncesi ve semânın tüm insanlığa mâloluşu simgeleniyor.
ÇAĞRI balesinin müzikleri, yerel ve evrensel ögelerin başarıyla kaynaştırıldığı çok geniş bir müzikal yelpazede programlandı. Eseri bestelerken 19. yüzyıl ” romantik bale müziği” formlarını ve armonilerini sıklıkla kullanan besteci Can Atilla, her bir kişilik, olay ve aksiyon sahnesi için yaklaşık 25 tema besteledi. Güçlü karakterlerin müzikal portrelerini, onların kişilik özellikleriyle bağdaştıran bir enstrumantasyon ve orkestrasyonla anlattı. Eserin yazımında avant-garde ve soyut atmosferleri müzikle yansıtmak için, zaman zaman atonal ve elektronik müziğe yöneldi. Koral bölümleriyle, ritüel çağrışımlarıyla, klasik anlatım diliyle, “ney”in kullanım tekniği ve elektronik vurmalı sazların senfonik orkestrayla birleştirilmesiyle ortaya bambaşka bir “sound” çıktı. Dünyanın sayılı koreografları arasında yer alan ve 80′i aşkın yapıtı dünya sahnelerinde oynanan Mehmet Balkan ise, sıfırdan özgün bir sahne yapıtını canlandırıp ayağa kaldırarak izlenir hale getirdi. Dünyanın her sahnesinde yüz akıyla sergilenebilecek özgün ve çağdaş bir Türk balesini kurguladı. Çağrı her adımında librettist-koreograf-besteci üçlüsünün işbirliğiyle ortaya konulmuş ülkemizdeki ilk yapıt.        ASPENDOS, Yüzyılların Aşkı Bale, 2 Perde Roma döneminde yapılan, Selçuklu döneminde elden geçirilen, Cumhuriyet döneminde restore edilerek amacına uygun etkinliklere açılan Aspendos Açıkhava Tiyatrosu, dünyanın en iyi akustiğine sahip görkemli yapılarından biridir. Günümüzde Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali'ne evsahipliği yapan tiyatronun öyküsü bu balede müzik ve sahne diliyle ele alınmaktadır.  “Aspendos-Yüzyılların Aşkı” balesinin dünya prömiyeri, 20. Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali kapsamında 5 Haziran akşamı Aspendos Antik Tiyatrosu’nda yapılmış,  600 dolayındaki izleyici tarafından uzun süre ayakta alkışlanmıştır. Şefik Kahramankaptan'ın 2007 yılında projelendirip konusunu ve librettosunu yazarak Hasan Niyazi Tura'ya bestelettiği, DOBGM'nün bestecinin başvurusu üzerine kurulda inceleyerek kabul ettiği ve Antalya DOB tarafından sahnelenmesinin kararlaştırıldığı bale iki perdeden oluşmakta,  ara dâhil 1 saat 45 dakika sürmektedir. Bale, dönemin yaşam tarzı i çinde, Aspendos kentindeki amfitiyatronun yapılış öyküsünü anlatmaktadır.  Aspendos şehrinin kralı Andromachos, güzelliği dillere destan olan kızı Belkıs ile ona aşık mimarlar Kesos ile Zenon arasındaki rekabet, Nugzar Magalashvili'nin koreografi ve rejisi, Gürcan Kubilay'ın sahne, Nursun Ünlü'nün giysi tasarımıyla izleyiciye sunulmaktadır.  Prömiyer temsilinde başlıca rolleri, Derya Tokgöz (Belkıs), Tolga Burçak (Zenon), Esra Taner (Kalia), Kürşat Kılıç (Kesos), Cenk Şahinalp (Kral) ve Devrim Saraçoğlu (Danışman) paylaştılar. Antalya DOB Orkestrası'nı şef Hakan Kalkan'ın yönettiği prömiyer temsilinde, üzerlerinde “Sanata Evet” yazılı beyaz tişörtler bulunan Antalya'da çalışan müzisyen, oyuncu ve opera şarkıcıları da, meslekdaşlarına yoğun sevgi gösterisinde bulundular.    

İdil Biret / Suna Kan 50.Yıl Özel Konseri Feature

İdil Biret / Suna Kan 50.Yıl Özel Konseri Bilkent Senfoni Orkestrası, Şef: Gürer Aykal İnönü Vakfı / 1999 İdil Biret ve Suna Kan, yurtdışına gönderilişlerinin 50. Ve İsmet İnönü’nün ölümünün 25. Yılında, Yazının Devamı

Arşiv

http://69.6.207.145/sefik-kahramankaptan-cumhuriyet.html 

OPERA Feature

Lale Çılgınlığı Nasıl Doğdu? Her operanın yazılışının farklı bir öyküsü vardır. Opera tarihinde genellikle bestecilerin bir konu bulup librettistlere başvurduğu görülür. Lale Çılgınlığı operamızda ise tam tersi bir durum sözkonusuydu. Bir librettist olarak , Türkiye-Hollanda ilişkilerinin 400. yılı dolayısıyla yapılabilecek etkinlikler kapsamında bir opera yazılabileceğini düşündüm ve kolları sıvadım. İki ülkenin tarihinde belki de en önemli kültürel ortak değer “lale”ydi. Lale, Asya'dan Türklerle Anadolu'ya gelmiş, İstanbul'da yabancıların dikkatini çekmiş ve Hollanda'ya ulaşmış bir çiçekti. Hollanda'da da, İstanbul'da da birer dönem “Lale Çılgınlığı” yaşanmıştı... Operanın adı böylece ortaya çıkıverdi, üstelik yabancı dilde de “Tulipmania” olarak gayet iyi anlaşılabilecekti. Giriştiğim tarih araştırmalarında bir opera için gerekli pek çok renkli ögenin varlığını ortaya çıkardı. Böylece, tarihteki bu ortak paydayı iki perdelik bir “halk operası” olarak yansıtmak üzere librettoyu kaleme almaya başladım. İlk perde Hollanda'da, ikinci perde ise İstanbul'da geçecek, böylece iki ülkede de laleye verilen önem, bunun toplumsal yansımaları, hafif, hâtta yer yer mizahi bir yaklaşımla sahneye aktarılmış olacaktı. Şunu özenle belirtmeliyim ki, bu bir öykü olduğuna göre, operadaki şahsiyetler tarihten esinlenilmekle birlikte, tamamen hayâlîdir. Peki, bu metni kim besteleyecekti? Türkiye'de “kısa sürede” opera besteleyecek besteci bulmak kolay değildir. Çoğu bestecinin akademik görevi vardır, ayrıca konuyu sevmeleri, emeklerinin karşılığını tam olarak karşılayıp karşılamayacağını bilemeden zaman harcamaları gerekir. Besteci arayışım sırasında, İzmir Devlet Opera ve Balesi'nde şef olarak görev yapan, Ankara Devlet Konservatuvarı mezunu arkadaşımız Ali Hoca'nın da bir opera bestelemek amacıyla libretto aradığını duydum. Hemen bir araya geldik, Ali Hoca konuyu sevdi, ben de kısa sürede bestelemesi için operanın metnini kendisine teslim ettim. Lale Çılgınlığı, Ali Hoca'nın yoğun çalışması sayesinde, yıllardır çeşitli bestecilerle uğraştığım “Saygun Emre” ve “Şahmeran” opera projelerimle, “Ak Güvercin Gibi” sahne gösterisi projemi sollayıp ön sıraya yerleşiverdi. Ali Hoca'nın kısa sürede bestelemeyi tamamlaması ve Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'nün yapıtı beğenip, Antalya'nın repertuarına almasıyla yapıt dinleyici huzuruna geldi. 2013 yazında İstanbul Opera ve Bale Festivali'nde de sergilendi. Yapıtın Antalya'da dünya prömiyeri yapmış olması da anlamlıdır. Çünkü Antalya ve yöresi “çiçek üretimi” bakımından Dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline gelmiştir.      

BALE

BALELERİ      UÇARCASINA, bale, 2 perde Uçarcasına* ile, Cumhuriyet'in 75. yıldönümünde Türk bestecilerinin eserlerinden bir seçkiyle**, konulu ve çağdaş bir Türk balesi gerçekleştirilmesi amaçlandı. Balenin öyküsü, taşradan büyük kentte göçen bir ailenin biricik kızının yaşamından kesitlerle, Cumhuriyetin 75 yılının soyut anlatımından oluşuyor. İki perdede toplam 7 tablodan oluşan öykü, genç Cumhuriyette kent yaşamının ve ekonominin canlanmasını, toplumsal dayanışmayı, değişik yerel kültürlerden gelen insanların büyük kentte kaynaşmasını simgesel olarak anlatıyor. Bu hem bir aşk, hem de toplumsal gelişme ve çalkantıların öyküsü. 75 yıllık süreç içinde özellikle 1968 sonrası beliren ve ne yazık ki günümüze kadar sürüp gelen istikrarsızlık ortamında, değişik nedenlerle yaşanan gerginlik, sokak çatışmaları ve teröre de, izleyiciler simgesel biçimde tanık oluyorlar. Yazar, öykünün yazımı ile müziklerin seçimini bir arada yürüttü. Bestecilerimizin Anadolu folklorundan hareketle yazdığı, Türk renkleri hemen algılanabilen parçalarıyla birlikte, modern müziğin ve yaşadığımız yüzyılın özelliklerini taşıyan az seslendirilmiş eserleri de özellikle seçti. Tabii, müziklerin öyküye uygunluğuna ve koreografın özgür yaratımına olanak verecek özellikler taşımasına da özen gösterdi. Koreografiyi, bütün bir yaz mevsimini, her yerde kulaklıkla müzikleri dinleyip kafasında dansları kurarak, stüdyoda deneyerek geçiren, yetenekli koreograf Uğur Seyrek hazırladı. 20 yıl Almanya’da Stutgart Balesi’nde çalışan Uğur Seyrek, realize edilen dekor ve kostümleri de tasarladı. Seyrek’in klasikle moderni, ilginç simgesel efektlerle bağdaştırdığı akıcı koreografisi ve Ankara Devlet Balesi’nin genç kadrosunun dinamizmiyle Uçarcasına'nın dünya prömiyeri 29 Ekim 1998 gecesi Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, 75. Yıl törenlerine davetli yabancı devlet adamlarının da hazır bulunduğu seçkin bir kitle önünde gerçekleşti. Halen Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nün bale dağarı içinde, yeniden sahnelenmeyi bekliyor. (*) Uçmak, Türkçe’de çok değişik anlamlarda kullanılabilen bir fiildir. Uçarcasına adı, 75 yılın hızla akıp gidişini, özlenen mutluluğu ve bale sanatının görsel zerafetini yansıtmak amacıyla konulmuştur. (**) Türk bestecileri: A.Adnan Saygun, U.Cemal Erkin, C.Reşit Rey, F. Tüzün, M. Sun, T. Erdener, K. İnce       MEVLANA'NIN ÇAĞRISI Bale / 1 Perde Mevlana’yı konu alan tümüyle özgün ilk Türk balesi olan ÇAĞRI'nın dünya prömiyeri,
 20 Mart 2008'de Mersin’de yapıldı. ÇAĞRI’nın müziklerini, Şefik Kahramankaptan’ın librettosu ve Mehmet Balkan’ın 
koreografik planına göre, “Senfonik New Age”in önemli bestecisi Can Atilla yazdı…Mersin'de 5 temsil yapan ÇAĞRI, 2010'dan itibaren Samsun Devlet Opera ve Balesi'nce sergilenmeye başlandı. Adı, yaratıcı kadronun onayıyla "Mevlana'nın Çağrısı" olarak vurgulandı. Tümüyle tarihsel olaylara dayanmayıp, bale sanatının gerektirdiği kimi fantaziler ve sürprizlerle de renklendirilen yapıt, SDOB tarafından 2010 yılında Samsun sahnesinin yanısıra Tokat ve Çorum illerine düzenlenen turnelerde de sahnelendi.Yapıtın sahneye konulması Lale Balkan tarafından gerçekleştirilirken, sahne tasarımını Tayfun Çebi hazırladı, giysi tasarımını da Mersin'de Alev Tol, Samsun'da ise Funda Çebi hazırladı.Yapıt daha sonra Uluslararası Bodrum Festivali'nde, ardından Antalya DOB sahnesinde sergilendi. 2013-2014 sezonunda  İzmir DOB sahnesinde sergilenmesi sürdürülüyor. Baleyi projelendiren librettist Şefik Kahramankaptan, Mevlana’nın yaşamından önemli kesitler, felsefesi ve evrenselleşmesinin tüm dünyada anlaşılabilir biçimde en iyi vücut diliyle sergilenebileceği düşüncesiyle bale sanatını tercih etti. ÇAĞRI balesinde, Mevlana Celaleddin Rûmî’nin evrensel bir kişiliğe dönüşümünde köşetaşı sayılabilecek olaylar, özgün müzik ve vücut dili kullanılarak anlatılıyor. Mevlana düşüncesinin toplumda kabul görmesi, Şe ms-i Tebrizî ile karşılaşma, semânın doğuşu, yaygınlaşarak bir rituel haline gelmesi, Şems’in kayboluşu, Mevlana’nın yedi öğüdü ve çağrısı, cenazesi, tek bölümden oluşan balenin önemli ögelerini oluşturuyor. Evrenin en temel hareketi olan ‘dönme’ özellikle vurgulanıyor, dünyamızın kendi etrafından dönüşüyle semâ arasındaki ilişki sergilenirken, yüzyıllar içinde Mevlana düşüncesi ve semânın tüm insanlığa mâloluşu simgeleniyor.
ÇAĞRI balesinin müzikleri, yerel ve evrensel ögelerin başarıyla kaynaştırıldığı çok geniş bir müzikal yelpazede programlandı. Eseri bestelerken 19. yüzyıl ” romantik bale müziği” formlarını ve armonilerini sıklıkla kullanan besteci Can Atilla, her bir kişilik, olay ve aksiyon sahnesi için yaklaşık 25 tema besteledi. Güçlü karakterlerin müzikal portrelerini, onların kişilik özellikleriyle bağdaştıran bir enstrumantasyon ve orkestrasyonla anlattı. Eserin yazımında avant-garde ve soyut atmosferleri müzikle yansıtmak için, zaman zaman atonal ve elektronik müziğe yöneldi. Koral bölümleriyle, ritüel çağrışımlarıyla, klasik anlatım diliyle, “ney”in kullanım tekniği ve elektronik vurmalı sazların senfonik orkestrayla birleştirilmesiyle ortaya bambaşka bir “sound” çıktı. Dünyanın sayılı koreografları arasında yer alan ve 80′i aşkın yapıtı dünya sahnelerinde oynanan Mehmet Balkan ise, sıfırdan özgün bir sahne yapıtını canlandırıp ayağa kaldırarak izlenir hale getirdi. Dünyanın her sahnesinde yüz akıyla sergilenebilecek özgün ve çağdaş bir Türk balesini kurguladı. Çağrı her adımında librettist-koreograf-besteci üçlüsünün işbirliğiyle ortaya konulmuş ülkemizdeki ilk yapıt.        ASPENDOS, Yüzyılların Aşkı Bale, 2 Perde Roma döneminde yapılan, Selçuklu döneminde elden geçirilen, Cumhuriyet döneminde restore edilerek amacına uygun etkinliklere açılan Aspendos Açıkhava Tiyatrosu, dünyanın en iyi akustiğine sahip görkemli yapılarından biridir. Günümüzde Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali'ne evsahipliği yapan tiyatronun öyküsü bu balede müzik ve sahne diliyle ele alınmaktadır.  “Aspendos-Yüzyılların Aşkı” balesinin dünya prömiyeri, 20. Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali kapsamında 5 Haziran akşamı Aspendos Antik Tiyatrosu’nda yapılmış,  600 dolayındaki izleyici tarafından uzun süre ayakta alkışlanmıştır. Şefik Kahramankaptan'ın 2007 yılında projelendirip konusunu ve librettosunu yazarak Hasan Niyazi Tura'ya bestelettiği, DOBGM'nün bestecinin başvurusu üzerine kurulda inceleyerek kabul ettiği ve Antalya DOB tarafından sahnelenmesinin kararlaştırıldığı bale iki perdeden oluşmakta,  ara dâhil 1 saat 45 dakika sürmektedir. Bale, dönemin yaşam tarzı i çinde, Aspendos kentindeki amfitiyatronun yapılış öyküsünü anlatmaktadır.  Aspendos şehrinin kralı Andromachos, güzelliği dillere destan olan kızı Belkıs ile ona aşık mimarlar Kesos ile Zenon arasındaki rekabet, Nugzar Magalashvili'nin koreografi ve rejisi, Gürcan Kubilay'ın sahne, Nursun Ünlü'nün giysi tasarımıyla izleyiciye sunulmaktadır.  Prömiyer temsilinde başlıca rolleri, Derya Tokgöz (Belkıs), Tolga Burçak (Zenon), Esra Taner (Kalia), Kürşat Kılıç (Kesos), Cenk Şahinalp (Kral) ve Devrim Saraçoğlu (Danışman) paylaştılar. Antalya DOB Orkestrası'nı şef Hakan Kalkan'ın yönettiği prömiyer temsilinde, üzerlerinde “Sanata Evet” yazılı beyaz tişörtler bulunan Antalya'da çalışan müzisyen, oyuncu ve opera şarkıcıları da, meslekdaşlarına yoğun sevgi gösterisinde bulundular.      

Libretto

Opera-Bale proje ve librettoları:   1. Uçarcasına (Bale- Yazılış ve sahneleme 1988- Koreografi: Uğur Seyrek. Cumhuriyetin 75. yıldönümünde, 29 Ekim 1998'de Ankara'da dünya prömiyeri yapıldı) 2. Çağrı (Bale- Yazılış 2006, Sahneleme 2008 Mersin, 2010 Samsun, 2011 Bodrum Bale Festivali, 2012-2013 Antalya.  Besteci Can Atilla. Koreograf: Mehmet Balkan) 3. Saygun Emre (Opera- Yazılışı 2006- Birer bölüm seslendirme 2009 ve 2011. Besteci Yiğit Aydın. Besteci eseri bu yıl tamamlamayı umud ediyor) 4. Şahmeran (Opera- Yazılışı 2006- Besteci Bujor Hoinic, 2014-15 sezonunda sahnelenmeye başlaması bekleniyor) 5. Aspendos-Yüzyılların Aşkı ( Bale -Yazılışı 2007-Besteci Hasan Tura, Koreograf: Nugzar Magalashvili. 20. Uluslararası Aspendos Festivali 'nde 5 Haziran 2013'de dünya prömiyeri yapıldı) 6. Ak Güvercin Gibi (Sahne gösterisi- Yazılışı 2009- Halen besteci Hasan Tura'yla beste sürecinde) 7. Nemrut (Bale-Yazılışı 2009- Repertuara alınmayı bekliyor.  Besteci Artun Hoinic) 8. Bir Yaz Gecesi Rüyası / Güncel Bir Sahne Masalı (Bale – Yazılışı 2009- Sahneleme 2010 İzmir - 2012 Antalya, Müzikler: Mendhelshonn, Koreograf: Mehmet Balkan) 9. Batı Yakası Hikayesi / Güncel libretto (Müzikal- Yazılışı 2010 – Sahneleme 2011-2012 -2013 Antalya, Müzik:Leonid Bernstein,  Reji ve koreografi: Mehmet Balkan) 10. Hansel ile Gretel / Güncel libretto ( Çocuk Operası – Yazılışı 2010) 11. Kuğu Gölü / Güncel libretto ( Bale-Yazılışı 2011 – Sahneleme 2011 Aspendos-İzmir, 2012 İstanbul, 2013 İstanbul-Aspendos. Müzik: P.I. Çaykovski, Koreografi: Mehmet Balkan) 12. Lale Çılgınlığı (Tulipmania) / ( Opera-Yazılışı 2011- Besteci Ali Hoca, Reji: Murat Atak, Prömiyer 2 Şubat 2013 Antalya DOB) 13. Dün, Bugün, Yarın (Bale-Yazılışı 2011,Halen besteci Dr. Onur Türkmen'le beste sürecinde) 14. Şeytanın İstifası (Bale-Yazılışı 2011- Halen besteci Orhun Orhon'un gündeminde)   Libretto nedir? Opera, operet, müzikal, oratoryo, bale, ya da bunların karışımlarından oluşan müzikli sahne eserlerinin yazılı metinlerine verilen genel addır. Önce konu belirlenir ve öykü yazılır. Ardından bu öykü temel alınarak libretto yazılır ve bunun üzerine müzik bestelenir, ya da uygun müzikler derlenir. Kimilerince “müziğin sözü” olarak tanımlanmakla birlikte, bestelenmiş bir müziğe sonradan söz yazılması sözkonusu değildir, bu tür çabalar birer “istisna” oluşturur. Ancak, balede, hazır bir programlı müzik sahnelenmek istenirse, buna müzikle aykırı düşmeyecek konu ve libretto yazımı sözkonusudur. Librettist kimdir? Müzikli sahne yapıtının öyküsünü ve librettosunu yazan kişiye librettist denilmektedir. Genellikle edebiyatçılar, yazar ve gazeteciler, kendiliklerinden ya da siparişler nedeniyle libretto yazmaya yönelirler. Bazı besteci ve koreografların ise kendi yapıtlarının librettolarını kendilerinin yazdığı bilinmektedir. En önemli örnek, Alman opera bestecisi Wagner'dir. Özgün libretto nedir? Konusu, ayrıntıları librettist tarafından saptanıp yazılan, sıfırdan ortaya çıkarılan librettodur. Burada librettistin bir konuyu saptaması, araştırmasını yapması, öyküyü yazıp yol haritasını hazırlaması, ardından metni yazması sözkonusudur. Bu tür çalışmada Proje/Libretto: .......... kavramlarının birlikte kullanılması daha uygun düşmektedir. Besteci ya da koreografın verdiği konu ve sipariş üzerine yazılanlar da özgün libretto türüne girer. Librettistin, dramaturji, sahne değişimleri, teknik olanaklar, gerekli zamanlamalar hakkında bilgili olması, dili iyi kullanması, prozodiyi (müzik-ses uyumu) gözetmesi gerekmektedir. Baleler için de, ayrıca dans türleri, bunların dengeli kullanımı başta olmak üzere bazı teknik konuların dikkate alınması zorunludur. Aksi taktirde metin ne denli güzel olursa olsun, ortaya sahneye uygulanması çok zor ya da imkansız librettolar çıkabilir! Güncel libretto nedir? Müzikli sahne yapıtları, ilk sahnelenişlerinden sonra, yıllar içinde değişik rejisör veya koreograflar tarafından yeniden ele alınmaktadır. Bu yeni yorumlama sırasında yapıtın kişilerinde, akışında, değişiklikler yapılmakta, bazı uzun yapıtlar kısaltılmaktadır. Yeni bir yol haritasına göre, anlaşılır, sahne üzeriyle uyumlu bir öyküye, librettoya gereksinim duyulmaktadır. Librettistin bu yönde yaptığı çalışma sonunda ortaya çıkan yeni öykü ve metin, güncel libretto olarak nitelendirilmektedir. Güncel libretto çalışmalarında, rejisör veya koreografın, librettistle işbirliği içinde, olası sahne uygulamaları hakkında bilgi vermesi halinde, sonuç daha başarılı olmaktadır. Bazı güncel libretto çalışmalarında, tamamen yeni metinler yazılmakta ve eski metinden yapılan alıntılar, günümüz anlayış, dil ve kavramlarına uygun olarak yazılarak yeni bir bütün oluşturulmaktadır. Böylece izleyici ya da dinleyicinin konuyu kavrayıp izlemesi kolaylaştırılmaktadır. Librettolar, genellikle yapıtların kitapçıklarında izleyici-dinleyiciye sunulur. Şayet rejisör veya koreograf, bir güncelleme çalışması yaptırmadan fikirlerini, yeni yorumunu sahneye aktarmışsa, ortaya “kes-yapıştır” yöntemiyle sunulan eski metinle yeni sahneüstü arasında bir çelişki çıkmaktadır. Örneğin, özgün durumunda 4 perde olan bir yapıtın, yeni yorumu ve güncel librettosunda 2 perdeye indirilmiş olmasına karşın, eski metin ve şemanın kullanıldığı, bu nedenle izleyici-dinleyicinin yanlış algılara saplandığı, yapıtı anlayamadığı durumlarla karşılaşılabilmektedir. Uyarlama libretto nedir? Yayımlanmış bir roman veya öykünün, müzikli sahne yapıtında kullanılabilecek biçimde yeniden yazımıdır. Roman veya öyküdeki karakterlerin , ilginç repliklerine aynen yer verilerek özgün çıkış malzemesiyle bağın güçlü tutulmasına özen gösterilmelidir.